Bu Yazımızda Neler Var:
TAYSAD Toplantısında Hangi Başlıklar Öne Çıktı?

TAYSAD 2025’in son üye toplantısında rekabet dinamiklerini masaya yatırırken, hız avantajının sadece “daha hızlı üretim” anlamına gelmediğini de ortaya koydu. Toplantıda paylaşılan çerçeveye göre Çinli OEM’ler maliyet ve teknoloji uygulama hızında öne çıkıyor; E-Drive ünitesinde yüzde 23’e varan maliyet avantajı ve batarya maliyetinde yüzde 21 civarında fark dikkat çekiyor. Bu tablo, küresel otomotiv sektörü için hızın artık stratejik bir kırılma noktası haline geldiğini gösteriyor.
Araç Geliştirme Döngüsü Neden İki Kat Hıza Yaklaştı?
Geliştirme temposunu belirleyen kritik unsur, ürün ve teknoloji geliştirme süreçleri içindeki karar ve test adımlarının ne kadar çevik yönetildiği. TAYSAD Başkanı Yakup Birinci’nin değerlendirmelerinde, Avrupa’da 42–63 ay süren döngünün Çinli markalarda 24–30 aya inmesinin “pazar değişikliklerine hızlı yanıt” avantajı doğurduğu ifade ediliyor. Yazılım tarafında da benzer bir hız farkı var; Avrupalı markalar yılda yaklaşık 3 kez havadan güncelleme yapabilirken, Çinli markalarda bu sayının yılda 10’a kadar çıkabildiği belirtiliyor.
Tedarik Sanayi Neyi Zor Buluyor?
Türkiye otomotiv tedarik sanayi için rekabeti zorlaştıran başlıklar da netleşmiş durumda. Toplantıda yüksek iş gücü maliyetleri, döviz kuru oynaklığı, artan faiz yükü ve krediye erişimde yaşanan zorluklar temel sorun alanları olarak öne çıkıyor. Hızın arttığı bir dönemde bu kalemler, projeyi zamanında yetiştirme ve ölçek büyütme açısından şirketlerin manevra alanını daraltabiliyor.
Küresel Satışlar Doğuya Kayarken Türkiye Nasıl Konumlanıyor?

Yakup Birinci’nin paylaştığı perspektife göre büyüme, doğu ve “küresel güney” pazarlarında hızlanıyor; 2040’a kadar küresel araç satış hacminin yaklaşık yüzde 30’unun bu bölgelerde oluşması bekleniyor. Buna karşılık batı pazarlarında yeni araç satışlarının 2025’e kıyasla yüzde 3’e gerilemesi beklentisi, küresel otomotiv sektörü içinde yatırım ve kapasite kararlarını yeniden şekillendiriyor. Bu değişim, tedarikçiler açısından hem yeni iş fırsatları hem de daha sert bir fiyat/teslimat rekabeti anlamına geliyor.
Üretim Tahminleri Ne Söylüyor?
Toplantıda paylaşılan verilere göre dünya genelinde yıl sonu araç üretimi tahmini, ocak ayına göre yüzde 2,9 artışla 95 milyon 212 bin adede yükseliyor. Avrupa için yıl sonu tahmini 17 milyon 476 bin adet seviyesinde, Türkiye için yıl sonu araç üretim beklentisi ise 1 milyon 502 bin adet olarak aktarılıyor. Bu çerçevede Otomotivde geliştirme süreleri kısalırken, üretim planlaması da daha sık revizyon gerektiren bir yapıya kayıyor.
İhracat Dayanıklılığı Nasıl Okunmalı?
Türkiye tarafında öne çıkan önemli başlıklardan biri ihracatın korunması. Aktarılan verilere göre otomotiv tedarik sanayi 2025’in ilk 11 ayında yaklaşık 14,47 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, 2024 yılı 13,74 milyar dolar seviyesinde kapanmış durumda. Bu artış, dönüşüm baskısının yükseldiği dönemde bile Türkiye otomotiv tedarik sanayi için “pazarda tutunma” kapasitesinin sürdüğüne işaret ediyor.
Rekabetçilik Anketi Proje Akışında Ne Değişti?
TAYSAD ile EY Parthenon iş birliğinde paylaşılan Rekabetçilik Anketi sonuçları, proje kazanımında 2024’e kıyasla 11 puanlık artışa işaret ediyor. Buna rağmen kaybedilen projelerin önemli bölümünün Çin başta olmak üzere Polonya, Çekya, Hindistan ve Romanya’ya gitmesi, hız ve maliyet rekabetinin ne kadar sertleştiğini gösteriyor. Bu noktada ürün ve teknoloji geliştirme süreçleri sadece teknik bir çerçeve değil; teklif verme, tedarik güvencesi ve yatırım planlamasını da içine alan bütünsel bir performans ölçüsü haline geliyor.
Yeni Projeler Hangi Alanlarda Yoğunlaşıyor?
Ankette, kazanılan projelerin yüzde 34’ünün içten yanmalı, yüzde 26’sının elektrikli ve yüzde 13’ünün hibrit araçlara yönelik olduğu; yüzde 27’sinin ise otomotiv dışı sektörlerden geldiği aktarılıyor. Bu dağılım, tedarik sanayinin yeni iş arayışını çeşitlendirerek riskleri dengelemeye çalıştığını gösteriyor. Böyle bir dönemde Otomotivde geliştirme süreleri kısaldıkça, tedarikçilerin aynı anda birden fazla teknoloji alanında “hazır ve esnek” kalması daha kritik hale geliyor.
2026 için Beklentiler Temkinli mi?
Anket bulgularına göre firmaların yüzde 43’ü satışlarının yarısından fazlasını ihracat olarak gerçekleştiriyor. 2026 için ihracat tarafında temkinli ama olumlu beklenti dikkat çekiyor; katılımcıların yüzde 34’ü önümüzdeki 12 ayda ihracatını artırmayı öngörürken, yüzde 27’si ihracatın azalabileceğini düşünüyor. Kapasite tarafında ise 2025’te düşen kullanım oranlarına rağmen TAYSAD üyelerinin yüzde 32’sinin 2026’da kapasite yatırımı planladığı bilgisi paylaşılıyor.
Geliştirme Sürelerinin Kısalması Türkiye için Ne İfade Ediyor?
Türkiye otomotiv tedarik sanayi açısından resim iki yönlü okunuyor: Bir yanda maliyet, finansman ve kur oynaklığı gibi yapısal baskılar var; diğer yanda hızlanan geliştirme döngüleri, daha çevik üretim ve daha sık güncelleme temposuna uyum sağlayan firmalar için yeni fırsatlar doğuruyor. Sonuç olarak Otomotivde geliştirme süreleri kısaldıkça, rekabet “daha iyi ürün” kadar “daha hızlı doğrulama, daha hızlı ticarileştirme” eksenine taşınıyor ve bu dönüşüm küresel otomotiv sektörünün yeni standardı haline geliyor.
İlginizi Çekebilir: Elektrikli Araç Satışları Hızla Artıyor mu?

